|
Ülkemizde en çok tartışılan kurumların birisi de Özel Yetkili Mahkemelerdir.
Kamuoyunda Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldıran kanun olarak bilinen 5190 sayılı kanunla Özel Ağır Ceza Mahkemeleri CMUK sistematiğine dahil edilmiştir.
5190 sayılı Kanunla CMUK'a 394/a maddesi eklenmiştir. Bu madde Özel Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanını düzenlemektedir.
Yine aynı sayılı kanunla CMUK'a 394/b maddesini eklemiştir. Adı geçen hüküm Özel Ağır Ceza Mahkemelerinde uygulanacak yargılama usulünü belirlemektedir.
Hukukçuların önemli bir bölümü Özel Yetkili Ağır Ceza mahkemelerinin DGM’lerin yerine kurulduğunu ve hemen hemen aynı işi yaptığını iddia etmektedir.
Ancak onların unuttuğu bir gerçek,
Bu mahkemelerde görev yapan tüm hakimlerin, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından atandığıdır.
Özel Yetkili Ağır Ceza mahkemeleri DGM’nin devamı gibi görenler tarafından da
Aksi görüş sahibi hukukçular tarafından da
Hukuki açıdan gerekliliği, vurgulanmaktadır.
Bu tip mahkemelere karşı çıkanlar aykırı siyasetçiler ve özel suçlardan arınılmasını istemeyen birtakım çıkar çevreleridir.
Bir ülkede özel suç varsa
Özel Yetkili Mahkemeler de olmalıdır.
Ancak bu mahkemelerin
Hükümranların siyasi amaçlarına hizmet ettiği konusunda şüphe
Hep var olmuştur.
Bir ülkede özel suç nedir?
Tartışmaya çok açık bir sorudur.
Bu nedenle cevaplar da çok değişken olacaktır mutlaka ama
Bana göre özel suçlar,
İspatı zor olan organize suçlar, devletin kaynaklarını sömüren devlet görevlilerinin işlediği suçlar, devleti yıkma amaçlı şiddetli terör ve bu terörün teorisinin planlı bir şekilde yapılmasıdır.
Zaten Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri de bu suçlara bakmaktadır.
Delili zor ve sarih olmayan suçlara karşı kuvvetlendirilmiş ve özel yetkilerle donatılmış yargı,
Diğer suçlarla ilgilenen yargıdan çok daha titiz olmak mecburiyetindedir.
Bu yargının çifte standart olarak kabul edilebilecek kararlara azami dikkat etmesi gerekir.
Siyasi iradenin desteğine muhtaç olan bu yargının
Siyasi kararlar verdiği konusunda oluşabilecek algı,
Onun en büyük virüsüdür.
Bugün ülkemizde bu durum fazlasıyla yaşanmaktadır.
Özel Yetkili Mahkeme Üyelerinin verdiği kararlar
İktidardaki siyasi partinin düşüncelerine paralel ise cici
O siyasi iradenin hoşuna gitmeyen gelişmelerde ise tu kaka yapılması,
Bu mahkemelerin objektif görev yapmasını imkansız hale getirir.
Özel yetkili mahkemeler bu ülkede harika işler yapmışlardır.
Bunlardan birincisi,
Birtakım hukuki boşluklara sığınarak palazlandıkça palazlanan organize suç örgütlerini bir bir çökertmesidir.
İkincisi
Terör örgütünün illegal ve legal uzantılarının yine hukuki boşluk ve siyasi zaaftan cesaret alarak ülkeyi ateş topuna çevirmelerinin önlenmesidir.
Üçüncüsü ise
Devletin malı deniz yemeyen domuz zihniyetindeki bir takım çıkar çevreleri ve devlet memurlarına,
Bu işin o kadar ucuz olmadığını hatırlatan kararlarıdır.
Bu özel yetkili mahkemeler,
Özel yetkisi hiçbir zaman olmamış polis ve jandarma teşkilatlarıyla çalışmakta
Onların takibatı sonucu elde edilen delil ve tuttuğu fezlekelere göre dava açmaktadırlar.
Yani bu konuda yargı ile yürütme arasında tam bir işbirliği en önemli gerekliliktir.
Bu ülkede özel yetkili yargının Ergenekon, Balyoz, Denizfeneri gibi davalarda verdiği kararlar çok tartışılmıştır ve tartışılmaya devam edecektir.
Kamuoyunun zihnini bulandıran ise
Hem yargının hem de yürütmenin
Siyasi reflekslerle verdiğine inanılan kararlardır.
Siyasi erk sahipleri aynı mahkemelerin verdiği kararların
Bazılarını çok beğenip yaşa derken
Bazılarını hiç beğenmeyip kötülerse
Ve hatta kötülemekle kalmayıp o davanın savcılarını görevden alırsa
Bu konuda ayağını gazdan çekmeyip o savcıyla işbirliği halinde birçok başarıya imza atmış polis şeflerini toz duman ederse
Bununla da kalmayıp dava devam ederken TBMM’nden karar çıkartırsa
Bu millet ne düşünür?
Tüm Yazıları
|