|
Din kavramının birçok tanımı yapılmakla birlikte belki de en çok bilineni “İnsanları hem bu dünyada hem de öbür dünyada mutlu etmek için gönderilen değerler bütünü” şeklinde yapılan tanımdır. Barış ise kin, nefret, şiddet ve çatışmanın olmama durumudur.
Dinlerin barışla olan ilişkisini açıklamak için bu iki tanımın yanı sıra bir kavramı daha ele almamız gerekmektedir. O da “İslam”dır. İslam, Yüce Yaratıcının insanları uyarmak için Hz. Adem ile başlattığı, Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa ve Hz. İsa gibi elçileriyle sürdürdüğü ve Hz. Muhammed ile sona erdirdiği mesajlar bütününe verilen genel bir isimdir. Şunu söyleyebiliriz ki Allah tüm peygamberlerine gönderdiği dinlerin ortak adı olarak İslam kavramını kullanmaktadır. Bundan dolayıdır ki “Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim.”(Maide-3) demektedir. Hz. Peygamberin kendi görevini tanımlamak için kullandığı “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” ifadesi de bu durumu teyit etmektedir.
İslam kelime olarak barış, esenlik anlamlarına gelmektedir. Bu durumda adı barış ve esenlik olan, yüce yaratının gönderdiği İslam’ın insanları öncelikli olarak barışa ve esenliğe, güven ve huzura davet etmesi gerekmektedir. Kuran incelendiğinde mesajının temel vurgusunun barış olduğu kolay bir şekilde görülecektir. Tüm kutsal metinler incelendiğinde bu vurgunun var olduğunu görmek mümkündür. Bunu yanı sıra tüm kutsal metinlerde şiddet içeren, öldürme emirleri içeren ifadeler de görmek mümkündür. Ancak bu ifadeleri öncesini ve sonrasını, tarihsel sürecini, toplumsal şartlarını dikkate almadan gerçekleştirilecek bir okuma bizleri şiddet vurgusunu genellemek gibi büyük bir yanlışa itecektir. Oysa metin-bağlam ilişkisi olmadan, o günün toplumsal şartlarını dikkate almadan doğru anlamanın gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır.
Tüm dinlerin mesajında barış ortak bir vurgu iken nasıl oluyor da bilinen insanlık tarihi boyunca insanlar yine aynı gerekçe ile savaşıyorlar. Burada dikkat çekilmesi ve ayrıştırılması gereken nokta din ile din anlayışı arasındaki farklılık olacaktır. Tanrısal mesajın anlaşılması sürecine insan dahil olduğu andan itibaren işin içine sübjektiflik, otorite, güç, menfaat gibi bir çok etken girmektedir. Bunun örneklerini Peygamberimizin vefatından çok kısa bir süre sonrasında görmemiz mümkündür.
Allah Kuran’da, bizlere insan olmanın onurunu keşfettirmeye çalışmakta ve insan olmak ortak paydası temelinde adaletin tesisi ile barış ve huzur ortamını kurmayı öğütlemektedir. Kalıcı ve köklü bir barış ve huzur ortamı ancak insan olmak ortaklığı üzerinden hareket edilir ise tesis edilmesi mümkün olacaktır. Aksi halde içinde bulunduğumuz günlerde yaşanan açlıklar, çatışmalar, terör eylemleri, iç savaşlar bir birini besleyerek devam edecek ve müsebbibini de beraberinde yok edecektir.
Tüm dünyada ve özel olarak da ülkemizde dökülen kanların bir an önce durması dileğiyle.
Tüm Yazıları
|