|
Temel eğitim, ailede başlamaktadır. Okul çağına gelmemiş çocukların gördükleri ve ilk davranış kalıplarını öğrendikleri ortam aile ortamıdır. İlk dini bilgilerin, ilk dini yanlışların ve doğruların ve ahlaki değer ve davranışların kazanılması da yine aile ortamında gerçekleşmektedir. Başlangıçta doğan her çocuk fıtrat üzere doğmakta ve onun karakteri, anne babası tarafından şekillendirilmektedir.
Birey, kavramları, nesneleri, olgu ve olayları anlamlandırmaya başladığı andan itibaren, kendisini var etmeye ve eylemde bulunmaya başlar. Bu eylemde bulunma davranışını yaparken ilk olarak taklit aşamasından geçer. Bir çocuk için taklit edilecek ilk bireyler, onun anne ve babasıdır. Aslında bu, eğitimin en temelidir. Bu anlamda anne ve babalar olarak farklı roller üstleniriz ve bu rollerden her birinin farklı sorumlulukları mevcuttur. Evde anne-baba, eş, kendi anne-babamıza karşı çocuk, dışarıda işçi-işveren, amir-memur, hoca-öğrenci vs. olarak taşıdığımız sorumluluklar ile aynı zamanda çocuklarımız için birer rol modeli olduğumuzu çoğu zaman unuturuz. Ancak bizlerin unutarak veya farkında olmayarak yaptığımız hataların, daha sonra nasıl birer “öğrenilmiş davranış” olarak çocuklarımızın belleklerinde yer ettiğini, onlar tarafından taklit edildiğini çok daha sonra fark ederiz.
Doğru davranışlar doğru davranışları doğurur İlk çocukluk döneminde çocukların duygu ve davranışları en saf ve en doğal hali ile kendini gösterir. Bu dönemde çocukların asla yalan söylemediği, oldukça tabii bir şekilde olanı olduğu gibi yaşayıp anlattığı gözlenir. “Çocuktan al haberi” sözünün yansımasıdır bu olgu. Bu söz, çocuk yalan söylemez ve ne gördü ve yaşadıysa onu söyler anlamına gelir. Ancak, içinde yaşadığı dünyayı anlamlandırmaya başlamasıyla birlikte bir takım olumsuz duyguları da kazanmaya başlar. Çünkü şahit olduğu olayların anne-babası tarafından başka şekillerde anlatılmaya başlandığını görünce bu tavırlar ona doğal tavırlar olarak gelir ve o da bunu hayatında kullanmaya başlar. Arkadaşlarını kandırmayı öğrenir. Hatayı başkasının üstüne atmayı ve olayları farklı anlatmayı öğrenir.
Bu bağlamda içinde yaşadığı ortam belirleyici olur. Anne-babasına bağırmayı öğrenir, eğer evde sürekli birbirine bağıran bir ailede yaşarsa. Kötü söz söylemeyi öğrenir eğer yanında kötü sözler kullanılırsa. Sigara- içki içmeyi öğrenir eğer yanında içilirse. İsrafı öğrenir, eğer israf edilirse. Şiddeti öğrenir, eğer evde şiddet görürse. Ya da sorumluluk almayı öğrenir, eğer sorumluluk bilinci içerisinde yetişirse. Paylaşmayı öğrenir, eğer paylaşılan bir ortamda büyürse. Yalan söylememeyi öğrenir, eğer kendisine yalan söylenmezse. Camiye gitmeyi öğrenir, eğer evde camiye giden olursa. Kitap okumayı öğrenir, eğer birlikte kitap okunursa. Dua etmeyi öğrenir, eğer birlikte dua edilirse. Model olma davranışların kalıcı olmasına yol açar Anne-babalar olarak yaptığımız en temel hatalardan bir tanesi, çocuklarımıza sürekli nasihat etmektedir. Nasihat, belli oranda gerekli olduğu kadar, bazı durumlarda etkisini kaybetmektedir. Bunun yerine, çocuklarımıza örnek olarak, onlarla birlikte ahlaki davranışları yaparak, bu davranışların onlarda yerleşmesini sağlamak daha doğru bir yoldur.
Her ne kadar anne-baba en önemli ve belirleyici model ise de, çizgi film kahramanları da birer model olarak karşımızda durmaktadır. Çizgi filmlerde ele alınan kavramlar (büyü, sihir, cadı, canavar vs.) çocukların tertemiz dimağlarında oldukça yer bulmakta ve onların hem tavır ve davranışlarını, hem de söylemlerini ciddi bir biçimde etkilemektedir. Bu bağlamda onlara kazandırılmak istenen değerlere uygun programların izlenmesini sağlamak, bu değerleri öne çıkaran hikaye kitapları okumak, oyunları birlikte oynamak, istenen davranışların kalıcılığını arttır.
Çocukları dinlemek, onlarla empati kurmak, onların geçirdiği kritik yaş dönemlerinin farkında olarak, onların yanlış davranışlarını “rol modeli” olarak düzeltmek ve onları muhatap alıp bir yetişkin gibi dikkate almak gerekmektedir. Bu yol, “Biz anne-babamızdan böyle gördük” algısından daha doğru ve daha bilinçli bir yoldur. Çünkü, çocuk da olsalar, bir birey olarak kabul görmek ve dinlenmek, en tabii haklarıdır. Çünkü onlar da geleceğin anne ve babalarıdır.
Tüm Yazıları
|