• İmamoğlu'nda trafik kazası: 1 ölü
  • MHP’li kadınlardan engellilere destek ziyareti
  • Varsaklar'dan şölene davet
Feyza Eğitim Kurumları
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Dersim’li Mustafa Kemaller

20.02.2012 Pazartesi - 12:48
Bilmem dikkatiniz çekti mi, Cemevlerinin en dikkati çeken güzelliklerde..

Bilmem dikkatiniz çekti mi, Cemevlerinin en dikkati çeken güzelliklerdendir, Türk bayrağı ve renkli ya da siyah beyaz Atatürk resimlerinin bulunması. Cemevlerinde olmazsa olmazlarından olan Şanlı Türk bayrağı ve Atatürk resminin bulunması uluvviyetin de bir göstergesidir. Varlığımızın temeli bu ikili, kapıdan adımınızı attığınız daha ilk adımda büyük bir huşu içersinde sizleri karşılar, Yüce Önderin özdeyişlerini okurken, birden vecde dalar, gidersiniz. Şanlı Türk Bayrağı ve boy boy Atatürk resimleri onun vecizeleri Anadolu Aleviliğinin, Bektaşiliğin vazgeçilmezlerindendir. Sadece Anadolu’da mı? Hayır, Türklüğün nefes aldığı hemen her yerde görebilirsiniz? Örneğin Makedonya’da Ohri’de bir camide ve Kalkandelen Harabati Tekkesinde de bunun aynını görebilirsiniz. Geçen aylarda Dersim’le ilgili 32. Gün programından ayrılırken, “Kanal D” kameramanlarından biri yanıma gelip: “Hocam, durum zannettiğiniz gibi değil, artık Atatürk resimlerini biz gençler Cemevlerinden kaldırıyoruz” demişti. “Yazık” dedim. Birlikteliğin sebeblerini bilmiyorlardı. Kurtuluş Savaşına başlarken Mustafa Kemal’in Hacı Bektaş Tekkesi Postnişini Cemalettin Efendiden icazet aldığını kendilerine hiç söylenmemişti. Dersim konusunda yalan yanlış bilgilerle kirletilmişlerdi. Besbelli Atatürk’e saldırılmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyorlardı. Tabii çok üzüldüm, döner dönmez de Üniversitemin bulunduğu Yenice/Mersin’deki Cemevine giderek, gelişen bu durumu tahkik ettim. Kapıdan ayağımı içeriye attığımda, hem ilgililerin programdaki duruşumdan dolayı bana teşekkür ettiklerini, hem de Anadolu Aleviliğinin Atatürk’e sahibiyetliğini hiç kimsenin bunu yıkmağa gücünün yetmeyeceklerini söylediklerinde inanın nasıl rahatladığımı sözcüklerle anlatamam. Onların bana gösterdikleri, kalplerinden, gönüllerinden gelen samimi sevgi sellerinde nasıl duygulandığımı şu an ifadeden acizim.

Dersim 1937-38 olaylarından sonra, halk Dersim’nin şeyhinden, seyyidinden kurtulduktan sonra da aynı samimi duygularını Gazi Mustafa Kemal’e göstermişlerdi. Dersim halkı memnuniyetini ifadesi olarak doğan erkek çocuklarına Atatürk’e izafeten “Kemal” ve devrin Başbakanı Celâl Bayar’a izafeten “Celâl” isimleri vermekte coşmuşlardı bir kere. Kimse onları zorlamıyordu, onlar erkek çocuklarına “Kemal” ve “Celal” ismi koymakta birbirleriyle yarışıyorlardı. Bir nesil bu isimleri almıştı, işte CHP Genel Başkanı “Kemal Kılıçdaroğlu, o günlerden kalan Mustafa Kemal’le özdeşleşmenin günümüze bir yansıması değil miydi?

Gerçekten de, Dersimdeki halk teokratik seyyitlerden, yerel mahalli ağalar ve beylerden meydana gelen feodal şeyhlerden çok çekmiştir. Dersim’deki bölgesel zorbacı, el koyucu, yağmacı ve talancı mütegalibe takımı ezmiş, ezmiş suyunu çıkarmıştır. "Kaba kuvvet kullanarak" ya da "zorbaca güç kullanarak" acımasızca Dersim halkını ezen mütegalibe oligarşisi, Genç Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk aydınlanmacılığının tasfiyesi için en çok uğraştığı ve en çok beddua ettiği bir takımdır. Şimdi sorarım size bugün de bunlar şekil değiştirerek borularını öttürmüyorlar mı? Tabii ki öttürüyorlar.

Gelin bu savın doğruluğunu TC Başbakanlık Arşivler Genel Müdürlüğü Cumhuriyet Arşivinde kayıtlı “Diyarbakır’daki Birinci Umum Müfettişlik’in 5 Haziran 1929 tarihinde İçişleri Bakanlığına gönderdiği ki raporunun 16.sayfası”ndan birlikte okuyalım:

“Halk topraksız, aç, sefil ve mütegalibenin verdiği ile iktifa etmek (yetinmek) mevkiinde idi. Bunun içindir ki, asayiş ve emniyet, Dersim’de baştanbaşa zayıflamış idi. Yaşamak his ve endişesi, gasp-u garezlerde, yani çapullarda birinci derecede amil oluyordu.  (…) Halk tagallübün esiridir. İşte yara bu derece derin, izdırap bu kadar elimdir. Taş kovuklarında, mağara kuytularında yer yer sürünen ve kableltarih (tarih öncesi) devirlerin en iptidai (ilkel) maişet (yaşayış) tarzını taraf taraf yaşayan bu insanların, refah ve hürriyete mazhariyetleri (kavuşmaları) Dersim’de emniyet ve huzuru tesis edecektir.”[1]

Hiç şüpheniz olmasın, Genç Türkiye Cumhuriyeti ve Türk aydınlanmacılığı işte bunu başarmıştır. Bütün diğer söylenenler laf-ı güzaftır.







[1] Serap Yeşiltuna, Devletin Dersim Arşivi, İstanbul, Ocak 2012, ss.237-239



Tüm Yazıları


Haber yorumları - Yorum Yaz
Bu habere henüz yorum yapılmamıştır... [ ilk yorumu sen yap! ]


Okur yorumları, kişilerin kendi görüşleridir. ADANA, HABER, ADANAHABER, ADANA HABER, MEDYA, HABERLER, SİYASET, ANADOLU HABER, ADANA GÜNCEL, ULUSAL sorumlu değildir.